Amanda Seyfried: Hamileliğimi sır olarak sakladım

◊ 1940’ların kadın aktrislerine baktığımızda kendine güvenen, güçlü, çekici performansların yanı sıra hayat tarzlarının da aynı olduğunu …

25.04.2021
59
Amanda Seyfried: Hamileliğimi sır olarak sakladım
REKLAM ALANI


◊ 1940’ların kadın aktrislerine baktığımızda kendine güvenen, güçlü, çekici performansların yanı sıra hayat tarzlarının da aynı olduğunu görüyoruz… Siz ne düşünüyorsunuz?
– Bu aktrisleri rollerinden, filmlerinden tanıyoruz. Ama aslında hayatın kendinden daha büyük bir etkiye sahiplerdi. Çok güçlü kişiliklerdi ve insanların onları fark etmesini sağlayacak şekilde yaşıyorlardı.

ARA REKLAM ALANI

◊ Onların hayatın kendinden bile daha büyük kişilikleri hakkında neler söylersiniz?
– Aman Tanrım… Katharine Hepburn mesela… Çok özgüvenli ve herhangi bir erkeği alt edebileceğini biliyordu. Gerçek şu ki, şimdi ben de o güce sahip olduğumu biliyorum. 35 yılımı aldı fark etmem ama sorun değil… En azından bu seviyeye geldim.

HEARST, MARION’A BABASINI HATIRLATIYORDU

◊ “Mank”da Marion Davies’i harika oynadınız… William Randolph Hearst ve Marion Davies aşkı döneminin en çok konuşulan konusuydu… Hearst karısından ayrılmadı ama Davis ile arasındaki bağı da hiçbir zaman koparmadı. Filme hazırlanırken ikisi arasındaki ilişkiye dair neler öğrendiniz?
– Birbirlerine güveniyorlardı. Marion defalarca Hearst ile geçici bir ilişkisi olmayacağını, onunla ömür boyu birlikte olacağını ifade etti. Ona bağlıydı, onu seviyordu… Hearst, Marion’a başka yerde asla bulamayacağı güven duygusunu verdi… Muhtemelen ona babasını hatırlatıyordu… O ilişki Marion’u güvende hissettirdi, çok iyi ve lüks bir hayat verdi ve her şeyden öte ona saygı duyuldu. Hearst yaşlı ve Marion için biraz sıkıcı bir adam olmasına rağmen devam etti… Fizikselliğin etki etmediği bir aşktı. Sanırım sadece duygusal olarak bağlan-tılıydılar.

◊ Marion Davies, Hearst impara-torluğunun sahibi ile yaşadığı ilişki sebebiyle hatırı sayılır bir güce sahip olan akıllı bir işkadını da aslında… Para ve iş yatırım konularında nasılsınız? İş kadını yönünüz var mı?
– İyi bir iş kadını mı? Asla karışmam. Art niyetsiz, samimi, hilesiz ve saf bir kızım. Öyle olduğum söylenir ve öyle olduğumu biliyorum. İyi bir işkadını olur muyum hiç bilmiyorum. Neden bilemiyorum ama insanlardan çok kolay alamam. Marion dışa dönük bir kadındı. İstediğinin olmasını sağlayabiliyordu. Bu konularda onunla ilişki kuramam fakat daha sonraki yıllarda pek çok hayır işi yaptı. Çocuklara, çocuk kuruluşlarına yardım etti. Çocuklar için bir klinik açtı. Onlar için gerçekten çok para harcadı. Bu konularda onunla ilişki kurabilirim. Ama konu para istemek olduğunda imkansız, çok zor. (Gülüyor)

◊ Karaktere geri dönersek, zeka, güç, yaşadığı üzüntüler, mizah… Çok fazla alt metni olan bir rol… Hangisini yakalamak ve tasvir etmek sizin için daha zordu?
– Senaryoyu ilk okuduğumda Marion’un arkadaşı olabileceğimi düşündüm. Gerçekten komik, süper mütevazı bir kadın izlenimi aldım. Bir film yıldızı ve dünyadaki neredeyse tüm paraya sahip bir kadın. Kesinlikle bir bira içip karşılıklı konuşabileceğim biri… Onu anlaşılır kılmak, ne kadar ayakları yere basan, muzip ve zeki bir kadın olduğunu göstermek… Birkaç sahnede tüm bu yönleri yakalamaya çalışmak benim için zordu… Ama ben insanların bu filmi gördükten sonra Marion Davies’in de bir insan olduğunu, derinliklerle dolu bir insan olduğunu hissederek ayrılmasını istedim… Unutma, çoğu zaman anlatılan hikayelerde bildiğimizden mutlaka daha fazlası vardır…

◊ Yönetmeniniz David Fincher’in “Seven”, “The Game”, “Fight Club”, “Gone Girl”, “Benjamin Button” gibi fenomen filmlerde de imzası var. David Fincher ile çalışmak nasıldı?
– Yönetmenin sahip olduğu vizyon ve hikayeyi anlatırken tam olarak hangi tonu istediğini bilmesi benim için çok önemli. David Fincher hem bu özelliklere sahip hem de çok disiplinli, hazırlıklı ve tutkulu. David tüm filmi yarattı. Sahnelerde, hislerinde ve duygusal anlarda bana yol gösterdi. David Fincher’ın dünyasında oynayabilmek için her şeyi yapmayacak tek bir aktör tanımıyorum. O bir usta. Onun seti bir ustalık sınıfı. Hiçbir zaman yönetmenlik yapmayı düşünmedim ama David’in tarzı bana ilham veriyor. Yönetmenlik yapmaya sevk ediyor. İçimde istek yaratıyor. Böyle bir usta David…

HAMİLELİĞİMİ SIR OLARAK SAKLADIM

◊ Geçtiğimiz eylül ayında ikinci çocuğunuzu doğurdunuz… Pandemi ve yeni bir bebek. Biraz günlük hayatınızı anlatır mısınız?
– Ne yazık ki doğum deneyimim biraz farklıydı… Herkesin bildiği gibi pandemi sebebiyle… Filmin çekimlerinin henüz yarısındayken hamile kaldım. Oldukça hastaydım ama çekimlere devam ettim. Sonrasında pandemiyi ve hamileliğimi çiftliğimde geçirdim. Çok yaratıcı olduğum bir pandemi dönemiydi diyebilirim. Halihazırda günlük olarak yaptığım her şeye ek olarak, halı dokudum, yorgan diktim, nakış, dikiş yaptım… Sette olmayı özlemedim çünkü arka arkaya üç film çekmiştim. Evde vakit geçirip hobilerimle rahatladım. Harikaydı, gerçekten çok şanslıyım…

◊ Hamileliğinizi kimse duymadı bile… Nasıl bu kadar gizli tutabiliyorsunuz?
– Los Angeles ya da New York’ta olmadığınızda öğrenebileceğiniz bir yer kalmıyor. Hamileliğimi gerçekten sır olarak sakladım. Çiftlik hayatımız oldukça sakin… Sosyal medya aracılığıyla istediğimi paylaşmayı seviyorum. Tabii paylaşmadığım şeyler var. Bazı kurallarım var, o kurallar dışında açık bir kitabım…

◊ Çiftlik hayatınızı merak ediyorum. Hollywood’un zıddı bir yaşam tarzı değil mi?
– Bu yüzden hamile kaldım ve kimsenin haberi olmadan doğurdum. Çiftlik hayatı sorumluluk dolu bir hayat… Hayvanları hayatta tutmak, beslemek… Doğuma gidene kadar hayvanların yemlerini veriyordum. Çiftlikte her hayvanı beslemeniz gereken bir saat var.
Akşam çıkıp tavukları ve ördekleri toparlamanız gerekiyor.

KENDİMİ DAHA VATANSEVER HİSSEDİYORUM

◊ Pandemi, Black Lives Matter hareketi, protestolar, peşinden seçimler… O döneme dönersek umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu?
– 4 yılın ardından artan gerilim kaçınılmazdı. Gerçekten hayal kırıklığı yaşadığım ve umutsuzluğa kapıldığım bir dönemdi geçen sene… Ama bu hareketler BLM ve protestolar bizim hakkımız… Haksız ve yanlış bir şey gördüğümüzde tepki vermek ve ona karşı savaşmak gerçekten çok güzel bir şey. Aslında protestolar sırasında insanların bir araya gelmesi pek çok güzelliği de gösterdi. Bu ülke gerçekten güçlü ve gerçekten güzel…
Kendimi her zamankinden daha vatansever hissediyorum ama keşke bu noktaya gelmek bu kadar uzun sürmeseydi.
Keşke insanlar ölmeden, bu kadar mücadele etmek zorunda kalmadan bir araya gelebilseydik…

REKLAM ALANI
ETİKETLER: , , , ,
YAZAR BİLGİSİ
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.